Eski dilde Nisan ne demek ?

RAM

New member
Eski Dilde Nisan Ne Demek? Bir Ay İsminin Peşine Düşünce İnsan Neler Öğreniyor!

Geçenlerde takvimde “Nisan” kelimesini gördüm ve nedense kafama şu soru takıldı: “Bu Nisan da nereden çıktı kardeşim? Mart tamam, Mayıs tamam… Ama Nisan’ın hikâyesi ne?”

Normal insan takvime bakar, “Nisan gelmiş” der ve hayatına devam eder. Benim gibi kelimelerin geçmişini kurcalamaya meraklı biri ise bir anda kendini Mezopotamya’da, Sümerler arasında, elinde kil tabletle “Bir dakika, bu kelimenin kökü ne?” diye dolaşırken buluyor.

Üstelik mesele yalnızca “Nisan = yılın dördüncü ayı” demekten ibaret değil. Kelimenin arkasında Akadca, Sümerce, Aramice, Süryanice ve Arapça üzerinden uzanan oldukça eski bir dil yolculuğu var. Yani bizim bugün “Nisan yağmuru başladı” diye şikâyet ettiğimiz kelime, binlerce yıllık bir kültür trafiğinden geçerek bugünkü Türkçeye kadar ulaşmış.

Dahası var: Eski kaynaklarda nisānu / nisannu biçimleriyle karşılaşılan bu kelime, “ilk, başlangıç, taze ürün, turfanda” gibi anlamlarla ilişkilendiriliyor. Dolayısıyla Nisan yalnızca takvimdeki bir kutu değil; başlangıç ve tazelik fikrini de beraberinde taşıyan çok eski bir kelime. Türkçe Ne Demek+1

Peki Eski Dilde “Nisan” Tam Olarak Ne Anlama Geliyordu?

En çok karşılaşılan açıklamalardan biri, bugünkü Nisan kelimesinin Arapça nīsān üzerinden Türkçeye geçtiği; Arapçadaki biçimin ise Aramice/Süryanice nisān ile bağlantılı olduğudur. Daha geriye gidildiğinde Akadca nisannu / nisānu biçimleri karşımıza çıkar.

Buradaki önemli nokta şu: “Eski dilde Nisan kesin olarak şu tek kelime demektir” demek biraz fazla iddialı olur. Çünkü binlerce yıllık kelimelerde ses değişimleri, farklı dillerdeki kullanımlar ve anlam genişlemeleri söz konusudur.

Buna rağmen kaynaklarda Nisan adının ilk ay, başlangıç ve taze ürün/turfanda kavramlarıyla ilişkilendirildiğini görüyoruz. Etimoloji kaynaklarında Akadca nisannu için “yılın ilk ayı” ve “taze mahsul, turfanda” anlamları veriliyor; daha eski katmanda ise Sümerceyle bağlantı kuruluyor. Türkçe Ne Demek+1

Burada bence kelimenin en güzel tarafı ortaya çıkıyor.

Nisan dediğimiz ayın doğayla ilişkisini düşünün: Kış geride kalıyor, ağaçlar çiçekleniyor, toprak hareketleniyor, ilk ürünlerin ve yeni tarım döneminin heyecanı başlıyor.

Yani binlerce yıl önce yaşayan bir insanın “Nisan” dediği şeyle bizim bugün “bahar geldi, ortalık canlandı” dememiz arasında şaşırtıcı bir duygu ortaklığı var.

Takvim değişmiş, imparatorluklar değişmiş, alfabeler değişmiş ama insanın bahar karşısındaki şaşkınlığı pek değişmemiş.

Sümerlerden Akadlara Uzanan Eski Bir Yolculuk

Nisan kelimesinin hikâyesini anlamak için Mezopotamya’ya bakmak gerekiyor.

Akadca, Eski Mezopotamya'nın önemli dillerinden biriydi. Nisan ayının adı da bu dilde nisānu / nisannu biçimleriyle karşımıza çıkıyor. Etimolojik kaynaklarda kelime, “ilk” ve “taze ürün” kavramlarıyla bağlantılı şekilde açıklanıyor. Etimoloji Türkçe+1

Bu noktada insanın aklına ister istemez tarım geliyor.

Çünkü eski toplumlarda ayların isimleri bizim bugünkü takvim anlayışımızdan çok daha işlevseldi. Bir ayın adı, sadece “takvimde şu sıradaki dönem” demek değildi. Yağmur, ekim, hasat, sıcaklık, ürün, hayvancılık ve dini törenler doğrudan takvimle ilişkiliydi.

Bugün “Nisan” deyince çoğumuzun aklına 1 Nisan şakaları, bahar, yağmur veya 23 Nisan geliyor.

Eski Mezopotamyalı için ise mesele çok daha hayatiydi:

“Toprak ne zaman işlenecek?”

“Yeni ürün ne zaman çıkacak?”

“Mevsim ne durumda?”

“Tarım faaliyetleri için hangi dönem başladı?”

Yani bugünün insanı Google Takvim açarken, eski dünyanın insanı gökyüzüne, toprağa ve mevsimlere bakıyordu.

Teknoloji açısından aramızda birkaç bin yıl var ama “Bu ay ne yapmam gerekiyor?” sorusu hâlâ aynı.

Nisan Neden “Taze Ürün” Fikriyle İlişkilendiriliyor?

Burada çok hoş bir ayrıntı var.

Etimolojik kaynaklarda Akadca nisannu kelimesinin “taze mahsul, turfanda” anlamıyla bağlantısı aktarılıyor. Bu nedenle Nisan adının yalnızca takvimsel bir isim olmadığı, yılın yeni ürünlerinin ve başlangıç döneminin çağrışımını taşıdığı düşünülüyor. Türkçe Ne Demek+1

Bunu bugünün diliyle anlatacak olursak, Nisan biraz “doğanın yeni sezon lansmanı” gibi.

Toprak:

“Yeni ürünler geliyor.”

İnsan:

“Harika.”

Toprak:

“Yağmur da lazım.”

İnsan:

“Tamam.”

Toprak:

“Fazla yağmur da istemiyorum.”

İnsan:

“Bir dakika, toplantı mı yapıyoruz?”

Eski toplumların doğayla ilişkisi işte tam olarak böyle hassastı. Birkaç günün yağış durumu bile tarımsal üretim açısından ciddi sonuçlar doğurabiliyordu.

Bu yüzden ay adlarının arkasındaki anlamları incelerken onları modern takvim mantığıyla değerlendirmemek gerekiyor.

Nisan Türkçeye Nasıl Ulaştı?

Türkçedeki Nisan kelimesinin doğrudan “öz Türkçe” bir kelime olmadığını söylemek mümkün. Etimoloji kaynaklarında Türkçeye Arapça nīsān üzerinden geçtiği, bunun da Aramice/Süryanice nisān biçimleriyle ilişkili olduğu belirtiliyor. Daha eski katmanda ise Akadca nisannu gösteriliyor. Türkçe Ne Demek+1

Burada dillerin birbirinden kelime alma biçimi de ayrıca ilginç.

Bir kelime sınır kapısından geçer gibi geçmiyor.

Kimse:

“Merhaba, ben Akadca bir ay ismiyim. Türkçeye geçebilir miyim?”

demiyor.

Kelime yüzyıllar boyunca farklı toplumların konuşma biçimlerine uyum sağlıyor. Sesler değişiyor, yazımlar değişiyor, anlamların kullanım alanları genişliyor ve sonunda kelime başka bir dilin doğal parçası hâline geliyor.

Bu nedenle Nisan kelimesine yalnızca “Arapçadan geldi” demek, hikâyenin yalnızca bir bölümünü anlatmak olur.

Daha geniş zincirde Akadca, Aramice/Süryanice ve Arapça katmanları bulunuyor. Etimoloji Türkçe

Osmanlı ve Eski Türkçe Metinlerde Nisan

Nisan kelimesinin Türkçe tarihindeki kullanımının oldukça eski olduğunu gösteren örnekler de bulunuyor. Bir kaynak, kelimenin Türkçedeki erken yazılı örneklerinden biri olarak 1501 tarihli Câmi-ül Fürs eserini gösterirken, başka bir kaynak daha erken bir edebî kullanım olarak Âşık Paşa’nın Garib-nâme eserinden bir örnek aktarıyor. Etimoloji Türkçe+1

Âşık Paşa'da geçen “Nisan katresi” ifadesi özellikle güzel.

Bugün “Nisan yağmuru” dediğimiz şeyi yüzyıllar önce bir şair de aynı ay adı üzerinden ifade edebiliyordu.

Bu bize önemli bir şey gösteriyor: Nisan kelimesi Türkçeye yalnızca resmi takvim terimi olarak girmemiş; edebî dilde de doğa, yağmur ve bahar imgeleriyle birlikte yaşamış.

Şairler boşuna Nisan’ı sevmemiş.

Gerçi şairlerin yağmuru sevmesiyle çamaşır asan insanların yağmuru sevmesi arasında küçük bir medeniyet farkı var.

Şair:

“Ah, Nisan yağmurları…”

Çamaşır asan kişi:

“AH, NİSAN YAĞMURLARI!”

İki tarafın da duygusu güçlü ama yönleri biraz farklı.

Erkekler ve Kadınlar Nisan’a Farklı mı Bakar?

Bu noktada konuyu biraz günlük hayata çekmek eğlenceli olabilir. Elbette herkesin karakteri aynı değildir ve “erkekler şöyledir, kadınlar böyledir” şeklinde kesin hükümler kurmak gerçek insan çeşitliliğini açıklamaz.